|
|
|

BAŞBAKANIN SAMİMİYETSİZLİĞİ
Başbakan “anayasa dayatmasını” desteklemek için geçmişe yönelik eleştirileri gözyaşları içinde dile getirirken verdiği bir örnek, samimiyetsizliğini göstermektedir.
Dedi ki “12 Eylül’ün zulüm ve işkencelerinin mağdurlarından biri de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dır. 12 Eylül’de hapiste olan Günay babasının cenazesine gidememişti.”
Çok haklı. Günay Dev-Yol’a yataklık yapmaktan suçlanıyordu ve hapisteydi. Babasını kaybetti ve cenazeye gitmesi için kendisine izin verilmedi.
Tamam da Sayın Başbakan, o dönem askeri darbe dönemiydi. Oysa, güya demokratikleştiğimiz, askeri vesayete başkaldırdığımız sizin yönetiminiz döneminde aynısı yaşanmadı mı?
20 Ocak 2010’da dünya çapındaki doktorumuz Prof. Mehmet Haberal’ın babası Yaşar Ali Haberal vefat etti. Mehmet Haberal 23 Ocak’taki cenazesine katılmak istedi ama kendisine son görevini yerine getirmesi için izin verilmedi.
Şimdi Sayın Başbakan, verdiğiniz örnekten yola çıkarsak... Sizin tutumunuzun askeri dönemden ne farkı var?
Ve siz konuşurken 7 yeni şehidimiz daha vardı ve siz onlar için ağlamadınız. 

Referandumda ‘Hayır' diyeceğim........
Çünkü... Hükümete bir “ders” verilmesinin, başta hükümet olmak üzere herkesin yararına olacağını düşünüyorum. Çünkü... Güçlü iktidarların, yüksek yargıyı kontrol altına alma girişimini tehlikeli ve korkutucu buluyorum.
Çünkü... Yargıç ve savcıların iktidarların denetimine geçmesini istemiyorum.
Çünkü... Adalet duygumun zedelenmesini istemiyorum.
Çünkü... 12 Eylül'ü yapanlara yargı yolu açmadan 12 Eylül'den rövanş alınacağına inanmanın safdillik olduğuna inanıyorum.
Çünkü... Kısmi anayasa değişikliği yerine toptan anayasa değişikliği istiyorum.
Çünkü... Hükümetin temel amacının demokratikleşme olduğuna zerre kadar inanmıyorum.
Çünkü... Kimselerin “Dur” diyemediği iktidarın totaliter eğilimlerinin daha da artacağına inanıyorum.
Çünkü... Demokratik adımların ancak uzlaşmayla atılabileceğine inanıyorum.
Çünkü... YÖK'ü ele geçirdikten sonra tek bir sızlanma kelimesi bile etmeyenlerin, yüksek yargıyı ele geçirdikten sonra da aynısını yapacaklarından eminim. Ahmet HAKAN/Hürriyet
 REFERANDUMDA “Evet” diyecekmişiz...
Ve böylece 12 Eylül darbecilerinden biraz gecikmiş de olsa şöyle okkalı bir intikam alacakmışız. Çünkü... Anayasa değişikliğine “Evet” dersek... 12 Eylül'ü yapanlara yargı yolu açılacakmış. Bunu söyleyenlere sadece şunu demek isterim: Siz kimi kandırıyorsunuz? * * * Ne yani? “Evet” dersek... Marmaris'te mukim Kenan Evren'i Silivri zindanına mı tıkacaksınız? Yaşı küçülterek idam edilen çocuğun hesabını mı soracaksınız? Mamak zindanlarında işkence yapanların yakasına mı yapışacaksınız? Onca sürgünün, onca idamın, onca zulmün sorumlularının peşine mi düşeceksiniz? Hayır... Hayır... Bunların hiçbirini yapmayacaksınız. Çünkü... “Müruru zaman” devreye girecek... Yani zamanaşımı... 12 Eylül'ü yapanları köşklerinde ağırlayanların, işin bu “zamanaşımı”na zerre kadar dikkat kesilmediklerini sanacak kadar enayi miyiz biz? * * * İşin uzmanına sorulacak: “Ey uzman! 12 Eylül'le ilgili dokunulmazlığı kaldırırsak Kenan Evren'e dokunulmasına imkan tanımış olur muyuz?” Uzman yanıtlayacak: “Hayır, efendim. Dokunulmaz... Müruru zaman söz konusu.” Ve bu cevap alındıktan sonra da karar verilecek: “O zaman çıkaralım Anayasa'dan o maddeyi... Hadi hayırlı olsun.” Bu mudur yani cesur adım? Bununla mı avlayacaksınız bizi? * * * Eğer, “Biz ne yapalım dostum... Zaman aşmış... Bunda bizim ne kabahatimiz var” diyorsanız... O zaman size “zamanı aşmamış” bir hedeften bahsedeyim: Eğer darbecilerle hesaplaşmakta samimi iseniz... Hükümetinize “e-muhtıra” veren ve ardından Dolmabahçe'de iki buçuk saat baş başa görüşerek sakinleştirdiğiniz emekli paşa işte orada duruyor... Üstelik “Muhtıra metnini ben yazdım, var mı diyeceğiniz” diyerek meydan okumalı bir itirafta da bulunmuş durumda... Buyurun, hadi yapışın yakasına! ‘Hayır' diyen adamın kısa ve basit notları...

TARSUS ÜLKÜCÜ İŞÇİLER DERNEĞİ’NİN GENEL KURULU YAPILDI. HAYIRLI OLSUN, GÖREVLERİNDE BAŞARILAR DİLERİZ. 

Tarsus Ülkücü İşçiler Derneği Genel Kurulunu yaparak görev dağılımını da gerçekleştirdi. Hafta sonu Tarsus Belediyesi Nikâh Salonunda yapılan 8. Olağan genel Kurula, MHP İl ve Tarsus ilçe yöneticilerinin yanı sıra Tarsus belediye başkan yardımcıları, bölge ülkücü işçiler derneği şube başkan ve yöneticileri ile kalabalık bir üye topluluğu ve misafirler katıldı.Kongrede önce saygı duruşu ve istiklal marşı okunarak daha sonra divan kurulunun seçimi yapıldı. Yapılan divan seçiminden sonra ilk olarak Tarsus Ülkücü İşçiler Derneği başkanı Zekeriya Yılmaz söz aldı. Yılmaz, "Türkiye’deki üretime katkı sağlayan işçi kesiminin son dönemlerde yaşadığı ekonomik sıkıntıları göz önüne alacak olursak ne denli zor bir süreçten geçtiği hatırlanacaktır. Çalışırken sıkıntı yaşayan işçi kesiminin emeklilik hayalleri de maalesef kabirde gerçekleşmektedir, devlet kurumlarında çalışan işçi kemsinin içerisinde iktidara yakın olmayanların maalesef iktidar tarafından ezildiği bir süreci bu dönemlerde daha fazla hissetmekteyiz. Çeşitli paketleri Türk milletinin önüne sunarak sanki çalışan kesime bir katkı sağlayacak referandum süreci gibi göstermeye çalışan hükümetin çalışanlara yönelik bir iyileştirme yapmadığı gün gibi ortadadır. Tarsus Ülkücü İşçiler olarak bizler 12 Eylülde yapılacak referandumda hayır oyu vererek bu sürecin birilerini kurtarma oylaması olan referanduma alet olmayacağız. Tarsus Ülkücü İşçiler Derneği Başkanı Zekeriya Yılmaz ayrıca, Tarsus’ta yaşanan istihdam sorununu iktidar partisinin görmezden geldiğini belirterek şunları söyledi.Tarsus’ta yaşanan ekonomik çöküntünün getirdiği en ağır fatura maalesef yine çalışan ama 8 yıllık AKP iktidarında da bir çözüme kavuşturulamayan Tarsus sanayisinde işçilereyansımıştır. devamını oku
“Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz Vurulmuşum vurulmuş düşmüşüm güpegündüz Şakağımdaki kansa o benim gülüşümdür Namert sürünmektense erkekçe ölüşümdür.” Nasıl bir feryat yüreğimdeki ahı sahibine ulaştırır bilmiyorum? Bu kaçıncı veda kaçıncı ölüm? Bu yarayı neyle saracağız? Ateşle mi dağlayacağız? Ömürlere vurulan ölümlü mühürlerin isyanı hangi kulaklarda isyanlı çığlıklarla yankılanmalı? Kaçıncı kanlı klavye yazıları yazacağız daha? Sürgün sevdalarımızın akşamlarında söylediğimiz memleket türkülerini andıran zihnimizdeki suallerin cevabını nerede bulabileceğiz? devamını oku Referandumda “HAYIR” demek için 140 neden Sekiz sene içinde koskoca Anadolu coğrafyasını her bakımdan yangın yerine çeviren AKP iktidarı,12 Eylül’de milletin önüne koyacağı tuzak Anayasa değişikliği teklifi ile yıkımda eksik kalan yerleri tamamlama niyetinde. İl başkanları aracılığı ile illere ulaştırdığı kitapçıkta da, referandumda “evet” demek için kırk neden anlatılıyormuş. Halbuki referandumda “hayır” demek için milletin 140 belki de 1040 nedeni var. Hangi birini sayalım? Bir kere bu Anayasa değişikliğini teklif eden kim? Sekiz yıldır iktidar olan AKP. Sekiz yılı sayfa sayfa çevirip siciline bir bakalım. Sekiz yıl, 2920 gün ediyor, sekiz yılda iktidar eliyle işlenen cürümlerin her birini bir güne pay etsek, günler tükenir fakat cürümler tükenmez ve bunların her biri referandumda “hayır” demek için bir nedendir. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, “kelle” dediğiniz şehitlerin isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, iktidarınız döneminde “taşları bağlayıp köpekleri salıvermek” kalıbında çıkardığınız yasalar yüzünden toprağa düşen fidanların isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, göz göre göre önce iflasa sonra da intihara sürüklediğiniz çilekeş Anadolu insanlarının isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, çıkardığınız yasalarla her çeşit tohumun yüzde doksanını ecnebilere devrederek, yerli tohum üretim ve alım-satımını yasaklayarak ekmeği ile oynadığınız tarım kesiminin isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, uyguladığınız kasıtlı tarım politikalarınızla hayvansız bıraktığınız ova ve yaylaların isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, isimlerini haritada bulamadığınız, çoğu bir tek ilimizden daha küçük ülkelerden ithal ettiğiniz sığırların görüntüleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, devam ettirdiğiniz kotalar yüzünden dikenlerin kapladığı güzelim şeker pancarı tarlaları. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, özelleştirme kılıfı ile fabrikalarını ellerinden alıp işsiz ve aşsız bıraktığınız milyonların isim ve resimleri. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, çoğunu bir yıllık, iki yıllık kararlı fiyatına sattığınız yüzlerce kamu kuruluşları. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, doğal müttefikinize sunduğunuz imkanlarla katliama uğramalarına sebep olduğunuz milyonu aşkın Iraklı Müslüman’ın isim ve resimleri. Bir elinizde referandum,sakladığınız elinizde ise, haçlı işgal ordularının Irak’ta en az kayıpla ülkelerine dönmeleri için yaptığınız dua metni. Bir elinizde referandum, sakladığınız elinizde ise, Avrupalı ve Amerikalı dostlarınızla baş başa vererek, zindanlarda süründürdüğünüz devlet madalyalı askerlerin isim ve resimleri. Bir elinizde referandum,sakladığınız elinizde ise, sonradan hep bir ağızdan “yol kazası” dediğiniz Habur nümayişlerinin görüntüleri. Bir elinizde referandum,sakladığınız elinizde ise, bugün alayıvala ile millete sunduğunuz Anayasa değişikliğini teklif eden, hazırlanmasında katkı sağlayan, şimdi de “Türk halkı evet demelidir” küstahlığını sergileyen ecnebilerin isim ve resimleri. Bu “MADE IN USA” paketinize kocaman bir “HAYIR” çekmek için daha çok nedenlerimiz var. Şimdilik son söz şu olsun: Made in USA bir paket “Hayır” de başından defet. 
NENEMDEN MEKTUP.. Uğursuz, gademsiz Abbas,
Ağtık sene yazmeyyon deyyodum, ne yazçem sete, gafan heç bi şeye basmeyyo. Emme, sen emeriganın, evropanın zoruynen boyundan böyyük işlere galgıvence, melmekette işler eyice bi sarpa sarıvedi, gosgoca Türkiyayı ucurumun genarcığına getirivedin, gıcına bir tepik daha atarsan, allah gorusun ucurumdan aşağı yuvağlanıvecek gari... İçim parçalanıveyyo, bene gene şeytan dürteyyo, gendimi dudameyyom işte...
Önce, agıllı sifil adamları, bölügünden ordu gumandanına kadar bir sürü esgeri sene derbe yabıveğcekle deye mehgemeye gönderip, içeri dıgdırıverip, rahatleycen sanıvedin gari. Şincik, dilifonunu dinletivediğin mehgeme reisi bilem isyanlarda, bu mehgeme 30 yıl sürer gari, böyle edelet olmaz ossun deyyo. Sete griz dört nala mayışallah. Heznenin goca deliğini alettriğe, benzine, mazota, her bi şeye zammınan gabatıvemeye çalışeyyon emme, mayışla güççük galıvedi, sofrala tamtagır, memırla sokakla’da. Emelele sete işsiz, güçsüz…Ziraat, heyvan meyvan neyim galmadı melmekette gari...Her bi şeyi borcunan, harcınan dışardan getirtiveyyon gari. Sete borç boğazımıza kader... devamını oku
Eğer ki devletin temel değerleri bir takım çalışmalarla sarsıntıya uğratılmak ve bu duruma devlet eliyle meşruiyet kazandırılmak isteniyorsa; YA DEVLET DEVLET DEĞİLDİR YA DA MİLLET MİLLET DEĞİLDİR !
|
|
| TÜRK ASKERİ |
|
| |
| |
|
|
| ANAYASA |
|
| |
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ayyıldızlı al bayraktır. Milli marşı 'İstiklal Marşı' dır. Başkenti Ankara'dır. Madde 4- Anayasanın 1'inci maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3'üncü maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
| |
|
|
|
|
| NAMUS BORCU |
|
| |
Elbette ki 12 Eylül 1980'le hesaplaşacağız. Elbette ki yapılanları unutmayacağız. Çekilen çileleri hafızalarımızda taşıyacağız. Haklarımızı asla helal etmeyeceğiz. Bunlar bizim iki cihanda namusumuza emanettir. Ve bu emanete asla hıyanet etmeyeceğiz. Ama bizim unutmayacaklarımız sadece bunlar mıdır? Soracağımız hesaplar, yalnızca bu dönemden mi ibaret olmalıdır?Ve bugünün hesabını sormak namus borcumuzdur..
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| GÜNÜN SÖZÜ |
|
| |
‘Eğer bir kişi, menfaat karşılığı oy verirse, o oy haramdır'
| |
|
|
|
|